1 GİRİŞ: Kültür balıkçılığı son yıllarda ülkemizde ve dünyada büyüyerek gelişen çok önemli bir sektör haline gelmiştir. Sektörün önemi ve gerekliliği ülkemiz ve dünyadaki nüfus artışına paralel olarak ortaya çıkan beslenme ihtiyacı probleminden kaynaklanmaktadır. Bu hayati öneme sahip problemin çözümü için su ürünleri sektörüne önemli işler düşmektedir. Şüphesiz ki proteinli besinlerin su ürünleri üretiminden ve deniz mahsullerinden karşılanması gerçeği kaçınılmazdır. Yoğun olarak ortaya çıkan bu ihtiyaç neticesinde avcılıkla birlikte yetiştiriciliğinde önemli ölçüde büyümesi ve gelişmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.Ülkemizde 1980’li yıllarından başlayan kafeslerde deniz balığı yetiştiriciliği 90’lı yıllarda artarak gelişmiş ve günümüzde Akdeniz havzasındaki en büyük üretici ülke-lerden biri konumuna ulaşılmıştır. Ancak bu gelişme potansiyeli artan talepler nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Özellikle farklı türlerin üretiminin yapılmaması ve kıyı bölgelerimizde yeni uygulamaya konulan kanunlardan veya çeşitli nedenlerden dolayı istenilen miktar, tür ve kalitede üretime ulaşılamamıştır. Çipura ve levrek türlerinde ülkemiz kendi bölgesinde lider konuma yükselmiştir. Bu sürekliliği sağlamak ve ihracata dönük üretim yaparak dış ticaret açığımızı da kapatmak bağlamında yeni katma değeri yüksek ve yurtdışı ihracat olanakları daha fazla olan türlerde yapılacak üretimle sektördeki büyüme ve gelişme devam etmelidir.Mersin balıkları dünyada üretimi ender yapılan türlerden olup etinden ve havyarından elde edilecek ekonomik değer diğer hayvansal gıdalarla ölçülemeyecek kadar yüksek gelmektedir. rakamlarda Dünyada sınırlı meydana sayıda üretim tesisi bulunmakta olup, %80’i ilkel olan bu tesislerde üretim yapılmayıp doğadan yakalanan anaçlardan elde edilen yavruların tekrar doğaya bırakılmasını hedeflemektedirler. Kontrollü olarak havyar üretimi ise talebe oranla çok düşüktür.
2. Mersin Balıkların Genel Özellikleri: Mersin balıkları kıkırdak iskeletli olup, Acipenseridae familyasına mensupturlar. Acipenseridae familyası Acipenser ve Scaphirhynchi olmak üzere iki alt familyaya ayrılmakta ve bazı araştırmacılarca Scaphirhynchi’nin sadece Kuzey Amerika ve Aral Denizinde bulunan familyaya ait 5 türün olduğunu belirtmiştir. Diğer 21 tür ise Acipenser alt familyasına aittir. Mersin balıkları anadrom balıklar grubundandır. Az tuzlu denizler, tuzlu okyanus sularlından nehirlere, serin göllere ve ırmaklara kadar, çok değişik su koşullarına girebilmekte ve adapte olabilmektedir. Mersin balıklarında yüzgeçler kıkırdak ışınlarla desteklenmekte ve kuyruk yüzgecinin üst lobu uzamıştır. Burun uzamış, ağız yuvarlak, dişsiz ve aşağı bakışlıdır. Bıyıklar bazı türlerde düz, yuvarlak, bazı türlerde üzerinde küçük püsküller bulunur. Baş kemiksi bir deriyle zırh şeklinde kaplanmıştır. Sırtta bir, yanlarda birer ve karında iki sıra olmak üzere beş sıra kemik plaka bulur (Şekil 1).
⚙️ Biyolojik Özellikler
3. Sibirya Mersin Balığı (Acipencer baeri) Vücut, yıldız şeklinde küçük kemiksi plakalarla kaplıdır. Alt dudak derin yarık şeklinde, üst dudak hafif kavisli ve bıyıklar saçaklıdır. Renk kahverengimsi griden siyaha kadar değişir, karın tarafı beyazdır ve bazen gri beneklidir. Pullar, çevresindeki deriyle aynı renktedir (Şekil 2).
3.1. Dağılımı Sibirya mersin balığı, Kuzey Sibirya’daki tüm büyük nehir sistemlerinde bulunur. Dağılım batıda Ob nehrinden başlayıp Jenissej, Yana, Payashina, Khatanga, Anabar, Olanek, Lena, Indigirka ve Alezeya üzerinden uzak doğuda Kolyma’ya uzanır. Sibirya mersin balıkları deniz suyuna nadiren girerler. Genellikle nehirlerin orta ve aşağı kesimlerinde bulunurlar. Bir iç türe ait popülasyon Baykal Gölü’nde bulunur. Sibirya mersin balığı 1957’den beri Petschora nehri, Finlandiya Körfezi ve Riga Koyu’na aşılanmaktadır. Buna ek olarak Ladoga Gölü ve diğer birçok su alanına bırakıldığı bildirilmiştir.
3.2. Ekolojisi Besinleri temel olarak chironomidler ve crustaceanlardan (Pontopreia, Mysis, Corophium, Saduria) oluşur. Sibirya mersin balığının maksimum 2m uzunluk, 200kg ağırlık ve maksimum yaş ise 60 yıl olarak olduğu belirtilmiştir. Lena ve Jenissej’deki balıkların 10 ila 20 kg ağırlığa ulaştığı bildirilmiştir. Popülasyonların yaş kompozisyonu genç balıklar tarafından domine edilir. Ortalama yakalama yaşı, Ob ve Jenissej için 10 29 yıl, Baykal Gölü’nde 15-29 yıl ve Lena nehrinde 10-19 yıldır. Büyüme oranı besinin bulunabilirliği ve sıcaklığa bağlıdır. İki ekotipi bulunur ve bunlar göç modeli ve habitat seçiminde farklılık gösterir. Bir formu nehir ağızlarında ve iç kıyısal alanlarda yaşar ve yumurtlama göçlerinde nehirlere çıkar. İkinci form yerleşiktir, nehirlerin orta ve üst kesimlerinde bulunurlar ve kısa mesafelerde göç ederler.
Şekil 2. Sibirya Mersini (Acipencer baeri)
🌍 Kültürel ve Ekonomik Önemi
3.3. Cinsi Olgunluk ve Yumurtlama Yetiştiricilik koşullarında erkekler cinsi olgunluğa 3-5 yılda ulaşırken, dişiler 5-8 yıla ihtiyaç duymaktadır. Üreme döngüsü erkeklerde 1 yılda, dişilerde 2-3 yılda tamamlanmaktadır. İlk iki kiloda büyüme oranı hızlıdır ve 18 ayda ulaşılır. Bundan sonra büyüme yavaşlar ve bu dönemde kas dokunun yağlanmasından kaçınmak gerekir. Sibirya mersin balığının (Acipencer baeri) farklı gelişme dönemlerindeki en iyi büyüme için sıcaklık 18°C’de 24°C’den daha iyi büyür (Tablo 1.)
Yumurtlama sezonu Mayıs’tan Haziran’a kadar 9-18 °C su sıcaklığında olur. Sıcaklığın erken artmasına bağlı olarak yumurtlama sezonu batıda doğuya göre daha erkendir. Her kg vücut ağırlığına düşen yumurta sayısı 13000-20000 arasında değişirken Lena nehrindeki balıklarda en yüksek, Ob nehrindeki balıklarda en düşüktür. Olgun yumurtalar 2,5-2,8 mm çapında ve 18,5 20 mg ağırlığındadır. Yumurtlama 1,4 m/s akıntıda çakıllı ya da taşlı zeminde 6-8 m derinlikte gerçekleşir. Yumurtanın döllenmeden açılmaya kadar gelişimi 160 gün-derece sürer. Yeni açılan larvalar 10-11 mm uzunlukta ve yaklaşık 14 mg ağırlıktadır. Dış beslenme 22 mm uzunluk ve ortalama 35 mg ağırlıkta başlar. Bu boya 150 gün derecede ulaşılır.
4. Anaçlar Balıklar: Sibirya Mersin Balığının (Acipencer baeri) anaçları doğadan temininin mümkün olmadığı durumlarda kontrol altında bir anaç stoku yetiştirilmesi uygun bir alternatif olacaktır. Bu tür bir uygulama yetiştiricilikte öncelikli bir tercih değildir ancak gelecekte anaç sıkıntısı çekilecek olursa stoklama aktiviteleri için alternatif olabilir. Yurtdışından CITES (Convention on International Trade in Endangered Species of Wild Fauna and Flora- Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine ilişkin Sözleşme) izinleri alınarak ithal edilecek anaç adaylarının, anaç ünitesinde adapte edilerek yapılmalıdır.
4.1.Anaçlarda Gonad Gelişimi Gonadal, gelişimin sadece yaşa değil aynı zamanda büyüklüğe de bağlı olduğunu ispatlamıştır. Bu nedenle anaç olarak balıkların ayrılacak büyümesini maksimize etmek için ilk 2-4 yıl yüksek su sıcaklıklarında sonra bu balıklar tutulmalıdır. olgun Daha gonadların gelişmesi için sıcaklık ve gün uzunluğu açısından mevsimsel değişikliklere maruz bırakılmalıdır. Gonadların nihai olgunluğu için bir kışlama periyodu (10°C’nin altında 1-2 ay) önemlidir. 6°C’nin altında ya da 18°C’nin üstündeki sıcaklıklara uzun süre maruz kalan balıklar üreme olgunluğuna ulaşmaz ya da yumurtalarını eritir. Mersin balıklarının yapay koşullar altında genellikle doğadakinin1/3 ya da 1/2’si kadar sürede yumurtlama olgunluğuna ulaştığı belirlenmiştir. Şartlara bağlı olarak erkekler her yıl, dişiler ise her iki ile dört yılda bir üreme aktivitesine katılırlar. Havuzlarda erkek dişi cinsiyet oranı 1:3 olmalıdır. Cinsiyet ürünlerinin gelişimi için ergin balıklara en uygun yemleme rejimi uygulanmalıdır. Açlığa maruz kalan ya da yeterli enerji deposuna sahip olmayan balıklar vitellogenesis’e ulaşmaz ve bu nedenle olgun gonadlar geliştiremezler.
5. İnkübasyon Kuluçka süreci, patojenler ve stresten uzak bir ortamda erken embriyogenesis’in kontrol edilmesidir. Kuluçka süresince yumurtalara yeterli oksijen sağlanmalı, uygun sıcaklık için ısıtma-soğutma üniteleri, mekanik ve biyolojik filtrasyon ile UV sterilizasyon üniteleri olmalıdır. Holoblastic özelliğe sahip mersin balığın yumurtaları, kuluçka sisteminin yumurta kümeleri arasında bulaşmaları engellenmelidir. Geçen yüzyılın ortalarından sonuna kadar en eski başarılı kuluçka uygulaması Seth Gren tarafından geliştirilen yüzen kutulardır. Nehirdeki alanlarda kullanılan bu sistemler genellikle altlarında mekanik olarak hareket eden ve periyodik olarak üzerindeki 2-3 kg yumurta ile kalburun altında akan suyu aparatın içine alan metal kutulardan (50x60x20 cm) oluşmuştur. Başka bir uygulama sistemi ise yumurtaların elek üzerinde durduğu metal kutulardan oluşan Osetra-Kuluçkalıklarıdır. Elekler, bir sistem yardımıyla periyodik olarak hareket ederek kutuya giren suyu kullanır. Mersin balığı yumurtalarının kuluçkasında Zougg şişeleri Avrupa’da sıkça kullanılırken Amerika’da yaygın olarak MacDonald şişeleri kullanılır. Her iki sistemde de yumurtalar aşağıdan yukarı doğru su akışıyla sürekli olarak hareket ettirilir. İlk 2-3 gün su akışı oldukça düşüktür ve yumurtalar hafifçe hareket eder. Daha sonra su akışı yumurtalar şişeden taşmayacak şekilde artırılır. Kuluçka sıcaklığı türlere göre değişir ve gelişme için limitler türler arasında oldukça geniştir. Genel olarak 15°C farklı türler için pratik bir değer olarak verilebilir. Sıcaklık arttıkça normal gelişen embriyo oranı azalır. Çözünmüş oksijen 8 mg/l ve pH 6,5-8,0 civarında olmalıdır. Açılma periyodu farklı yumurta kütleleri arasında değişiklik göstermektedir. Bu süre yalnızca su sıcaklığına değil, aynı zamanda yumurta kalitesine, kuluçka sistemindeki yüke ve kısmen oksijen içeriğine, su akış miktarına ve açılmadan hemen önce yumurtaların çalkalanma yoğunluğuna bağlıdır.
5.1. Larval Dönemi ve Gelişme Evreleri Genellikle vitellüs keseli larvaların çıkışı önce kuyrukla başlar. Larvalar bu evrede su akıntısı ile yüzdüklerinden çıkış suyunda yakalanmaları çok kolaydır. Larvaları kuluçkadan tank veya havuzlara aktarılması uygun bir sistemle dizaynı sağlanmalıdır. Bunlar prelarva olarak kabul edilir çünkü henüz kapsamlı bir organ gelişimi başlamamıştır. Takip eden günlerde embriyoda yüzgeç katları oluşur ve sonrasında tek ve çift yüzgeçlerle birlikte kemik yapılar gelişir, gelişme boyunca pigmentasyon koyulaşır, gözler gelişir ve bıyıklar uzar. Asıl gelişme iç organlarda ve özellikle de fonksiyonel organlara dönüşen sindirim organlarında olur. Uygun ısıda yumurtadan çıkışta vitellüsü saran doku bağırsak epitelinin koyu renkli bir uzantısı şeklindedir. Açılmadan yaklaşık 2 gün sonra bağırsak içinde spiral valf ve karaciğer gelişmeye başlar. Açılmadan 3 gün sonrasına kadar larvalar aktif şekilde yüzeye ve pasif şekilde dibe doğru dikey hareket ederler. Pelajik davranıştan bentik davranışa geçiş açılmadan sonraki 4 ve 5. günler arasında olur ve açılmadan 5-6 gün sonra larvalar akıntıya karşı pozitif tepki gösterir. Açılmadan 6-8 gün sonra mide ve bağırsaklar ayrılır ve ağız mideye bağlanır. Açılmadan 7-8 gün sonra larvalar tabanda toplanıp gün ışığı boyunca sürüler oluşturur. Bu davranışın yetersiz yetiştirme koşullarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Uygun zemin yapısı sağlandığında larvalar bu tür davranışlar göstermez. Açılmadan 9-10 gün sonra sindirim kanalındaki bezler iyi gelişmiş ve fonksiyoneldir, dışarıdan yem alımı ile birlikte sürü oluşturma davranışı kaybolur ve aktif yüzmeye başlarlar. Balıklar tank içerisinde serbest yüzmeye başladığında sergilediği yüzme tarzı tüm su alanını kullanma, dibe yada yüzeye yakın yüzme türlere göre değişiklik gösterir. Türlere göre değişmekle birlikte çoğu larva, ön larva gelişim sırasında pozitif fototaksi gösterir ve açık renk zemini tercih eder. Açılmadan 13 gün sonra pozitif fototaksi davranışı azalır, açılmadan 20 gün sonra balıklar koyu renkli zemin yüzeyini tercih ederler ve metamorfoz neredeyse tamamlanmıştır.
Sonuç Dünya nüfusunun artışı karşısında gıda yetersizliğinin çözümlenmesi için karadan elde edilen gıdaların yanı sıra, denizlerden ve tatlı sulardan elde edilen ürünlerin de önemli bir yeri olduğu kabul edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de su ürünleri üretimi hızlı bir artış göstermektedir. Zengin su kaynağına sahip olan Türkiye su ürünleri üretimi açısında Avrupa’da ve Ortadoğuda önemli bir yere sahiptir. Mersin balıkları nesli ikinci derecede tehlikede olan balık türleri arasında bulunmaktadır. CITES sekreteryası son dönemde mersin balıklarının stoklarının izlenmesi, üreme alanlarının korunması, avlanması ve uluslar arası ticaretinin bilimsel temellere dayandırılması gayreti içindedir. Dünyada sayılı denizlerde yaşayan mersin balıkları ülkemizde bazı türlerin bulunması büyük bir şanstır. Havyar ve eti bakımından katma değeri yüksek olan bu türün nesli tükenmekte olduğundan koruma altına alınmıştır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kültür balıkçılığın gelişmesi sayesinde bu türlerin yapay yavru üretimi ve bu yavruların doğal ortamlara stoklanmasını hedefleyen uluslararası proje ve programlar kapsamında desteklenmelidir. Mersinbalığı akuakültürü yeni gelişmekte olan bir endüstridir. Çiftlik uygulamaları ve kullanılabilen türler açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Eldeki tüm sonuçlar önemli bir adaptasyona tabi tutulmamış yabani hayvanlardan elde dilmiştir. Bir dişi ve farklı birkaç erkeğin dölleri ile yapılan karşılaştırmalı araştırma sonuçları ciddi farklılıklar göstermiştir. Bu nedenle eldeki sonuçlar gelişimin sadece ilk basamağını yansıtmaktadır ve gelecekte ciddi miktarda artacaktır.
Kaynaklar 1. Hochleithner, M. and Gessner, J. 2001. The Sturgeons and Paddlefishes of the World: Biology and Aquaculture, 207 p. ISBN: 3950096809 Aqua Tech Publication. 2. Dettlaff, T.A., Ginsburg, A.S. and Schmalhausen, O.I. 1993. Sturgeon Fishes, Developmental Biology and Aquaculture. Springer Verlag, Berlin, Germany. 3. Gisbert, E. and Williot, P. 2002. Advanced in Larval Rearing of Siberian Sturgeon, Journal of Fish Biology, no: 60. 4. Atay, D. ve Bekcan, S. 2000. Deniz Balıkları ve Üretim Tekniği, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ders Kitabı, Ankara. 5. Memiş, D. 2007. Sturgeon Aquaculture, Marine Aquaculture in Turkey, p:49-59. ISBN: 978 975-8825-18-9, Turkish Marine Research Foundation, publication number:27 İstanbul 6. CITES, 2004. The CITES Appendices. (www. cites.org/eng/append/appendices.shtml)